Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Sen Gidince ...

Tam 4 yıl oldu!  4 yıl dediğimde sanki çok olmuş gibi.  Ama şöyle düşündüğüm de acısı alışılmış olsa da gittiğin sanki daha yeni gibi .  Sanki yine gittiğimde eve, görecekmişim gibi. Her annemle konuştuğum da bir kez daha  farkına vardığım.  Her aklıma geldiğinde yüzümde özlemle gülümsememe neden  olan. Belki de ilk defa gidişini kabullendim artık. Belki de .. Çocukluğumdan hatırladıklarım; Bayramlarda , senelik izinler de bir araya geldiğimiz. Ve hep özlediğim.   Kardeşler arası kavga ettiğimiz de, sen gelince okutmak için deftere yazdıklarımız.  " Ablam saçımı çekti, kardeşim bana vurdu" dan öteye geçmeyen, sen gelince asla aklımıza gelmeyen şikayetlerimiz.  Bizler için gittiğin yerlerden bizlerden ayrı yaşayarak ve uzak yaşayarak geçirdiğin, deli gibi çalışarak geçirdiğin bir ömür.   Tam evliliğinin  ve emekliliğinin rahatını yaşayacakken ve yapmak isted...

DumaN

Bir dumansan ellerim de, var ya da  yok olan. Ne ağırsın varlığın kadar, ne yoksun hissettiğim kadar. Varlığın bir üflemeye bakar. Onlyvy.21.04.2012 14:16 

Kirpi

GELDİ...                 GİTTİ...                          GEÇTİ. 1 VARDI 3 YOKTU. SANKİ DAHA YAZILMAMIŞTI. YAPTI!!...ETTİ!!!... DEDİ!!!...  İŞTE AL SANA ...ZAMAN KİPİ. İÇİNDEKİ KORKU, DOKUNDUKCA ACITTI! SANKİ KENDİ KİRPİ. KİRPİİİ YETTİ Mİ ¿!...   Only VY. ( 2009 dan )

Askıda Kalan Yazı

... Pamuk ipliği mi  çelik iplik mi olduğu yaşama geçişte anlaşılıyor. Ya tutarsın ya tutamazsın o eli.. Geç atılan adımın, geç söylenen sözlerin bazen telafisi yoktur. Sözler! Uçurumdayken tutunduğun bir dal gibi gelen. Söylediğinde bir kere daha doğuran  da ... Öldüren  de . Bir kez daha doğuran sözleri, ancak yaşam içinde o anlar geldiğin de hayat bulduğun da yaşar ve gerçek kılar. Sözlerimiz... Zor söylediğimiz ama hayatta kalabilmesi için de zorlandığımız sözlerimiz.... Sözler... Hayat da yeri geldiğinde yaşayamamış ölü doğum olmuş sözlerimiz. Bir sonraki adımı attıran ya da yerinde saydıran da. Ya yolda yalnız yürüten ya da o eli sıkıca tutturan. Kış günlerinde üşütmeyen tüm Güneşlere...

Güneş!!

Yazamadım, Yazmadım! Yazacaklarımın olmadığından değil... Sesli düşünmeler-imin suskunluğundan .  Ya kendimden sakındığım ya da kayıt etmek istemediğim düşüncelerim.  Bir çok şey hızlıca gelip geçti.  Şaşkınlıkla neyin içine dahil olduğumu algılayamadan ,   Daha önemli başka şeylerin içinde buldum kendimi.  Hayat öncelikleri anında değiştiriyor.  Kendi dışında gelişen olayları bırakıp daha önemlilere yöneliyorsun.  Çok çok istenip de ayrılmak zorunda bırakılan mutluluklar.... Kaybettiğimiz de ancak önemini anladığımız sağlığımız vs vs vs. Kışın bizi epey üşüttüğü ve bir o kadar da şaşkınlıkla güneşli günler gösterdiği bu günler de.   Güneş'in beni artık terk ettiğini, tekrar gelmemesi için kapılarımı sıkı sıkı kapattığımı düşündüğüm şu günler de.. Hiç de tahmin etmediğim, Artık gelmez dediğim gelmesini beklemediğim anlar da.  Güneş doğdu!  Kış Güneşi mi ? diye düşünürken ! ...

Camdan Küre.

Kaç zamandır buraya uğrayamıyor, uğrasam da yazamıyorum.   Aslında bir çok şey geçip gitmişken. Kafama en çok takılı kalanı yada buraya yazma erginliğine ulaşanları yazmak istiyorum.   Kaç zamandır kafama takılan;  Bir şeyin sihri o büyüsü gidince asla eskisi gibi olmadığı.  Her insan ilişkisi bir camdan  küre!  Bir yere çarptığın da tamamen kırılmasa da. Çatlayan yer yavaş yavaş ilerliyor diğer uca doğru. Siz farkında olmasanız da.  Hevesinizi kıracak bir söz, davranış olduğunda " acaba? " dediğiniz de artık kendiniz bile engelleyemiyorsunuz.   Sanki makara artık boşa sarıyor. Kenarından köşesinden de tutsanız o makara boşa sarıyor.  Nerede o fanus elimde tuz buz oluyor ben de bilmiyorum.  Öncesinde fanusa attığı her taşa göğüs gerdiğinizi fark ediyorsunuz.  Ama ne kadar da önüne geçseniz bazı şeyleri atlatmaya çalışsanız.   Siz de biliyorsunuz ki artık koruyacak gücünüz kalmamış.   Size söyled...

Aş Erdiğim...

Uzun süredir aklımda olan, istediğim, aş erdiğim, isteyip de uygulayamadığım. Gitmek!  Bu kadar gitmeye aş erip de yerinde sayan bir çok kişi gibi duruyorum. Beynim sürekli bu duygu ile kavruluyor. Nereye olduğunun çok da öneminin olmadığı yollar. Gittiğimde oraya hafifleyeceğim.  Bilmediğim sokaklardan geçeceğim. Belki dilini dahi bilmediğim insanlarla konuşmaya çalışacağım.  Onun anlattığını anlamak için kendimi zorlayacağım. "Keşke herkesin birbirini anladığı bir cip olsaydı da başka diller de konuşulan gündelik hayatı dinleye bilseydim" diye düşüneceğim. Kızacağım kendime yine. Başka insanların dillerini bilmediğimden.  Herkesin gittiği yerleri es geçip arka sokaklara sapacağım. Sokakta belki sohbet eden iki yaşlı insanı dinleyeceğim. Her evin kapısına bakarken " kim bilir kaç insan bu kapıdan ben gibi çıktı koşarak ? " diyeceğim .   Bir pencereden uçuşan tüle bakacağım. Yanımdan koşarak b...